label

etiket
lab

laboratuvar
laboratory

laboratuvar
labor

emek
lacking

eksik
lack

eksiklik
lady

hanım
lake

göl
lamp

lamba
land

arazi/toprak
landscape

manzara
lane

patika
language

dil
large

geniş
largely

enişçe
last

son
late

geç
later

sonra
latest

en son
latter

ikincisi
laugh

gülmek
launch

piyasaya sürmek
law

kanun
lawyer

avukat
layer

katman
lay

sermek
lazy

tembel
leader

lider
leading

öncülük eden
lead

yol göstermek
leaf

yaprak
league

lig
lean

yaslanmak/eğilmek
learn

öğrenmek
least

en az
leather

deri
leave

ayrılmak
lecture

ders anlatmak
left

sol
legal

yasal
leg

bacak
lemon

limon
lend

ödünç vermek
length

uzunluk
less

daha az
lesson

ders
let

izin vermek
letter

mektup
level

seviye
library

kütüphane
license

lisans
lid

kapak
lie

yalan söylemek
life

hayat
lift

kaldırmak
light

ışık/hafif
lightly

hafifçe
like

hoşlanmak
likely

muhtemelen
limited

sınırlı
limit

sınır
line

çizgi/hat
link

bağlantı
lip

dudak
liquid

sıvı
listen

dinlemek
list

liste
literature

literatür
liter

litre
little

küçük
live

yaşamak
lively

canlı
living

canlı
load

yüklemek
loan

ödünç para
local

yerel
located

bulunan
locate

yerini bulmak
location

konum
lock

kilitlemek
logical

mantıklı
logic

mantık
lonely

yalnız
long

uzun
look

bakmak
loose

gevşek
loosely

gevşekçe
lord

lord
lorry

kamyon
lose

kaybetmek
loss

kayıp
lost

kayıp
lot

pay
loud

yüksek ses
love

aşk
lovely

sevimli
lover

aşık
low

düşük
loyal

sadık
luck

şans
lucky

şanslı
luggage

bagaj
lump

yumru
lunch

öğlen yemeği
lung

akciğer
machine

makine
machinery

makine aksamı
mad

çılgın
magazine

dergi
magic

sihir

posta
mainly

esas olarak
main

esas
maintain

devam ettirmek
majority

çoğunluk
major

başlıca
make

yapmak
make up

makyaj
male

erkek
mall

alışveriş merkezi
manage

yönetmek
management

yönetim
manager

yönetici
man

adam
manner

tavır/davranış
manufacture

üretmek
manufacturer

üretici
manufacturing

imalat
many

çok
map

harita
March

Mart
marketing

pazarlama
market

pazar
mark

işaretlemek
marriage

evlilik
married

evli
marry

evlenmek
massive

muazzam
mass

kütle
master

usta
matching

eşleştirme
match

eşleştirmek
mate

çiftleşmek
material

malzeme
mathematics

matematik
matter

önemli olmak
maximum

maksimum
maybe

belki
May

Mayıs
mayor

belediye başkanı
meal

öğün
meaning

anlam
mean

anlamına gelmek
means

araç
meanwhile

bu sırada
measure

ölçmek
measurement

ölçüm
meat

et
media

medya
medical

tıbbi
medicine

ilaç/tıp
medium

orta
meeting

toplantı
meet

buluşmak
melt

erimek
member

üye
membership

üyelik
me

ben
memory

hafıza
mentally

zihinsel olarak
mental

zihinsel
mention

değinmek
menu

menü
merely

yalnızca
mere

bataklık
message

mesaj
mess

dağınıklık
metal

metal
method

yöntem
meter

metre
midday

öğle vakti
middle

orta
mid

orta
midnight

gece yarısı
might

olası olmak
mild

ılıman
mile

mil
military

askeri
milk

süt
milligram

miligram
millimeter

milimetre
million

milyon
millionth

milyonuncu
mind

zihin
mine

benimki
mineral

maden
minimum

minimum
minister

bakan
ministry

bakanlık
minority

azınlık
minor

küçük
minute

dakika
mirror

ayna
missing

özlem
miss

özlemek
mistake

hata
mistaken

hatalı
mixed

karışık
mix

karışmak
mixture

karışım
mobile

mobil
mobile phone

cep telefonu
model

model
modern

modern
moment

an
mom

anne
Monday

Pazartesi
money

para
monitor

izlemek
month

ay
mood

ruh hali
moon

ay
morally

manevi açıdan
moral

moral
more

daha
moreover

dahası
morning

sabah
mostly

çoğunlukla
most

en çok
mother

anne
motion

hareket
motorbike

motosiklet
motorcycle

motosiklet
motor

motor
mountain

dağ
mount

üzerine çıkmak
mouse

fare
mouth

ağız
movement

hareket
move

taşımak
movie

film
movie theater

sinema
moving

hareketli
Mr

Bay
Mrs

Bayan
Ms

Bayan
much

çok
mud

çamur
multiply

çarpmak
murder

cinayet
muscle

kas
museum

müze
musical

müzikal
musician

müzisyan
music

müzik
must

-meli/-malı
my

benim
myself

kendim
mysterious

esrarengiz
mystery

gizem
nail

tırnak
naked

çıplak
name

isim
narrow

dar
national

ulusal
nation

ulus
naturally

doğal olarak
natural

doğal
nature

doğa
navy

donanma
nearby

yakında
nearly

neredeyse
near

yakın
neat

tertipli
necessarily

zorunlu olarak
necessary

gerekli
neck

boyun
needle

iğne
need

ihtiyaç duymak
negative

negatif
neighborhood

mahalle/muhit
neighbor

komşu
neither

hiçbir
nephew

erkek yeğen
nerve

sinir
nervous

sinirli
nest

yuva
net

ağ
network

ağ
never

asla
nevertheless

yine de
newly

yeni olarak
new

yeni
news

haberler
newspaper

gazete
next

sonraki
next to

bitişik
nicely

kibarca
nice

iyi
niece

kız yeğen
night

gece
nine

dokuz
nineteen

on dokuz
ninety

doksan
ninth

dokuzuncu
nobody

hiç kimse
noise

gürültü
noisy

gürültülü
none

hiçbiri
non

-siz
no

hayır
nonsense

mantıksız
no one

hiç kimse
normally

normal olarak
normal

normal
nor

ne de
northern

kuzeyli
north

kuzey
nose

burun
note

not
nothing

hiçbir şey
noticeable

farkedilebilir
notice

fark etmek
not

değil
novel

roman
November

Kasım
nowhere

hiçbir yer
now

şimdi
number

numara
nurse

hemşire
nut

fındık